Evleneceklere Tavsiyeler

Paylaş:

Atladığım onlarca şey vardır elbet ama her evlilik arefesinde duyduğum/gördüğüm sorunlar aşağı yukarı benzer nitelikte… Sondan başa doğru gidelim…

Hiçbir şeyi “desinler” ya da “demesinler” diye yapmayın!

-Mesela düğün salonunun ışıklandırması mükemmel olsun, garsonlar masalarda pervane olsun, haliyle millete de havam olsun diye kuru bir salona 8 – 10 bin lira vermeyin. Düğün saati bittiğinde “saat doldu artık gidin” bile diyebilirler, paranızla rezil olmayın. Bu yüzden eylül, ekim, kasım aylarında da düğün yapabilirsiniz. Ama o aylarda kimse gelemez diyenleri de takmayın, gelecek olan kuzu kuzu gelir, hiç merak etmeyin.
-Düğüne 200 kişi bekliyorsanız 300 kişilik hazırlanmayın. Pasta da, içecekler de herkese yeter; garsonlar işi bilir, yettirirler.
-Gelin arabasını kiralamaya kalkmayın, en az 600-700 lira demek bu. Arabanın önüne atlayıp para isteyen çocuklardan başka kimse “vışş, arabaya bak” demeyecek çünkü -ki onlar da bu sözleriyle akılları sıra size gaz verecek para verin diye-.
-Fotograf ve video kısmı da pahalıya patlayabiliyor. Asla dolaptan çıkarıp bakmayacağınız fotograflar için para vermek yerine yarı profesyonel bile olsa fotografçı bir tanıdığınız varsa, gerekirse uygun bir ücret de vererek tüm fotograflarınızı çektirebilir, sonrasında beğendiklerinizi bastırabilirsiniz. Eğer bir düğün fotografçısı ile anlaşacaksanız da düğün esnasında çekilen tüm fotograflar için konuklardan para talep edeceklerini ve anlaşılan ücrete tabi fotografların da sınırlı sayıda olduğunu, fotografların dijital halini de vermeyeceklerini unutmayın. En baştan ona göre anlaşın.
-Davetiye için günlerinizi harcamayın, gidin, en anlaşılır ve size göre güzel olanını seçin ve bastırın. Yüzlerce çeşit davetiye kalıbı var, benimki farklı olsun diye zorlamayın. Düğüne her türlü gelecek olanlar için davetiyenin anlamı yok, gelmeyecek olan için zaten anlamı yok. Hatıra olarak saklamak isteyecek birkaç yakın arkadaş ve akrabadır en fazla. Çok kişiyi çağırayım da çok altın takılsın mantığını da kenara bırakın. Çünkü öyle bir toplum olduk ki, düğünde takılan her şey aslında size “ödünç” olarak verilmiş oluyor. Bu şu demek, o kişinin de önümüzdeki birkaç sene içinde düğünü var ve o da en az size taktığı altın ya da para miktarınca bir şeyler bekleyecek.

Gelenek-görenek, adet adı altında saçmalıklara müsade etmeyin!

-Özellikle kızın annesi tarafından dile getirilen bir şeydir, “hayatında bir kez evlenecek, her şey eksiksiz olsun”…
Neymiş eksik olmaması gereken? Kızına ya da kendine takılacak altın mı? Başka? O kadar. Hiç takılmayın böyle mevzulara, eş adayınıza da durumu güzellikle anlatın. Erkek tarafı kıza düğünde en az 10 tane bilezik takmalıymış mesela… Neden? Bu bileziklerin parası kimden çıkıyor? İleride oğlum diyeceğin kişinin ailesinden. Düğün öncesi onlara erkek tarafı deyince kendinden soyutlamış mı oluyorsun? E bu takılanlar için borç yapacak belki bu insanlar ya da zor durumda kalacaklar, “oğlunu” da zor durumda bırakmış olmayacak mısın? Yooo, onlar erkek tarafı, katlanacaklar! Hani ortak bir yuva, ortak hayat falan?

Evlilik hazırlıklarının en iğrenç ve utanç verici kısmıdır “adet yerini bulsun” kısmı. Kız tarafı çoook dindar olup sürekli hadis aktarımı yaparken nedense “zorlaştırmayın, kolaylaştırın” gibi hadisleri ya da “Aranızdaki bekarları … evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.” gibi ayetleri görmezden gelir. “Kızımın rahatını düşünüyorum ben” der ama yaptıklarının ne kadar boş olduğunun farkında olmaz. Hele hele her şey tam olsun diyenler kendi geçmişlerine hiç bakmaz. Yıllarca biz seni şu şartlarda büyüttük, evde odun bile yoktu falan diye size hava atarlar ama iş sizin evliliğinize gelince evlenmek için milyon dolar gerekliymiş gibi gözünüzü korkutup aptalca şeylere masraf yapmanıza sebep olurlar. “Benim yoktu, çocuğumun olsun, o eksiklik çekmesin” sözü ise Türk milletinin israf konusunda tarihe geçecek bahanesidir.

Kapı açılmıyor, sandık kapanmıyor, kontak çalışmıyor diyenlerle hatta ve hatta ben bu kızı iki sene emzirdim, hani benim süt param diyen annelerle bile karşılaşabilirsiniz. Tekrar söylemekte yarar var, bu tip gelenek adı altında uydurulan gelir yollarını bertaraf etmek için eş adayınızla ilk olarak bunları konuşun ve ne yapacağınızı kararlaştırın. Her şeyi netleştirip onlara kararınızı ve gidişatı açıklayın. Aksi halde 4.katta oturan kızı apartman kapısından çıkarana dek cebinizden 1000 lira çıkabilir. Gelin arabasının önüne “yanlışlıkla” çekilen aracı yerinden oynatmak da birkaç yüz liraya mal olabilir. Sembolik paralar ya da hediyeler elbette uygundur.

Alışveriş…

Mümkünse çeyiz dışındaki tüm alışverişi birlikte yapın. Mesela 3000 liranız mı var, çıkın, evlenmenize ne kadar süre kaldığı önemli değil, ilk olarak beyaz eşyalarınızı alın, düğüne kadar da satıcıda bırakın. Üst modeli çıkar diye beklemenin pek faydası yok. 2 sene sonra evlenmeyecekseniz tabi. Mümkünse hangi marka olduğuna bakmadan en düşük enerji sınıfında olan hangisi ise onu alın. Günümüz şartlarında tavsiyem A+++ o yüzden. Ucuz olduğu için A+ falan almayın, elektrik faturanıza her ay yansıyacak olan fazladan 30-40 lira aradaki fiyat farkını bir yılda kapatıp 2.yıldan itibaren sizi zarara sokmaya başlayacaktır. O yüzden Samsung, Bosch gibi markalar yerine Beko ya da Hotpoint tercih edebilirsiniz. İlk olarak beyaz eşya diyorum çünkü bölünerek alınabilir ve satıcıda bırakılabilir. Taksit olayı zamanla problem miktarlara ulaşabilir, o yüzden hepsini tek kerede almak yerine üç ay para biriktirip buzdolabı, iki ay sonra çamaşır makinesi vs alabilirsiniz.

Mobilyalar evin en zor seçilen ikinci eşyasıdır (birincisi genelde tabak çanak takımlarıdır). Mobilyalarda size rahat gelen ve uygun bir kullanım şekline sahip bir şey almaya bakın. Bellona, İstikbal gibi markalar çok çekici görünse de Modalife’tan bir gömlek üstte uyduruk mobilyaları 2-3 kat fiyatla satmaktan öte bir farkları yoktur. Evlilik arefesinde belki 30’dan fazla mobilya mağazası gezmiş, koltuğun fiyatını 5 saniye oturarak tahmin edebilen biri olarak söyleyebilirim ki fiyat/kalite açısından en mantıklı yer İDER. Bulunduğunuz yere ait daha uygun bir marka var ise o da tercih edilebilir tabi.

Gelinlik – Damatlık…

Tek kelime ile özetlenebilir, abartmayın! Özellikle kızımızın yıllardır içinde tuttuğu gelinlik özleminin bir anda dışa vurulması ile ömründe bir kez giyeceği gelinlik birden bire çok önemli hale gelebiliyor. Haliyle gelinlikçiler de bu durumdan istifade 3-4 bin liraya rahatlıkla gelinlik satabiliyor. Sizden önce evlenen kardeşiniz, kuzeniniz, yakın arkadaşınız varsa onun gelinliğini kullanın. Yoksa makul fiyatlar söyleniyorsa kiralayın. Fakat yenisi 1500 lira olan gelinliği 1000 liraya kiraladıkları için satın almak bazen daha mantıklı görünebiliyor. Bu durumda da arada, gizli kalmış gelinlikçilere uğrayın. Fiyatların piyasanın yarısından da düşük olduğunu göreceksiniz.

Ev…

Ev olayı artık günümüzde anlamsız bir hal aldı. Özellikle anne babalar, çocuklarının kirada oturmasını istemiyor, bunun yerine kredi ile ev almasını istiyor. Hatta bu konuda ciddi baskı kuruyorlar. En önemli cümleleri de “kira ödemek yerine bankaya borç öde…” Bugün İstanbul’da 1000 liraya kiralanabilen 2+1 bir evin satış fiyatı en azından 250 bin liradır. Kira ödemek yerine bu evi almak istediğinizde banka ile 250/12=20.8 sene boyunca 1000 lira vereceğiniz bir kredi sözleşmesi yapmanız gerekecek. Ki buna banka faizleri ve masraflar (40-50 bin lira) dahil değil. Banka size 20 yıllık kredi vermeyeceği için sizden en az 50 bin lira peşinat ve 1500 lira taksit ödemenizi isteyecektir. Taksit ödeme süreci boyunca evin size değil bankaya ait olacağını da unutmayın. Ben şundan yanayım. Madem 1500 lira taksit ödeyecek aylık gelirim var, 40 bin liraya 4-5 yaşında iyi bir araba alıp, 1000 liraya kiraya çıkarım. Bu şekilde de istediğim zaman da daha ucuz ya da pahalı bir eve çıkabilirim ve istediğimde paraya çevirebileceğim bir arabam olur. Şunu unutmayın, günümüzde yapılan ortalama bir apartmanın ömrü iyi şartlarda en fazla 50 yıldır. Evin yaşlılık döneminin 30 yaşında başlayacağını hesaba katarsak bu evin çocuğunuza kalmasını düşünmek pek de mantıklı değil. Yani artık ev mantıklı bir yatırım değil. Zaten yakında ev fiyatları epey düşecek diye bir beklenti içindeyim… Sabır.

-Söz – Nişan – Kına

Söz ve nişan kız isteme ile birlikte yapıldığında her iki taraf için de çok büyük kolaylık sağlıyor. Hatta mümkünse kız istemeye gidileceğinde bu iki konunun da aradan çıkarılması için ciddi ciddi konuşun ve anlaşın. İsteme gerçekleşsin, yüzükler takılsın, prosedür tamamlansın. Yoksa işin her aşaması ayrı telaş, ayrı zaman ve para kaybından başka bir şey değil. Hele ki kız ve erkek tarafı ayrı şehirde ise…
Kına, gelin adayının arkadaşları ile eğlenmesi ve düğün farklı şehirde ise düğüne gelemeyecek insanlarla bir araya gelinmesi adına mantıklı bir olay. Normalde kınaya gelecek kişi sayısı 30-50 arasında olacağı için kına evde bile yapılabilir ve emin olun bu şekilde yapıldığında gayet samimi ve eğlenceli bir hal alacaktır.
Bu esnada iki tarafa gidip gelecek bohçalar konusunda da annelerinizi, akrabalarınızı uyarın; bohçaları gereksiz bir sürü şey alarak doldurmak yerine mantıklı birkaç parça eşya ile hazırlasınlar. İçine koyulanların büyük çoğu kullanılmayacak çünkü.

-Dini Nikah

Çok fazla tereddütte kalınan bir mevzu. İnsanlar acaba kıyılmalı mı, resmi nikahtan önce mi sonra mı olmalı gibi sorularla sadece kendine dert ediniyor. İslami hassasiyetiniz var ise öncelikle şunu kabul edin. İslam madem ki mantık dini, yapılan her şeyin de mantığa uygun olması gerek. İslamda nikah neden var onu düşünün. İslamda nikahın amacı eşleri ve nesilleri, bu sayede de toplumu korumaktır. Geçmişten beri gelen şekli şartlar şunlardır, taraflardan birinin müşrik olmaması, şahitlerin hazır bulunması, evlenme beyanı ve kabul. Fakat bu şartlar yerine gelse ve bu olaya binlerce kişi şahitlik etse de kıyılan bu nikah günümüzde geçerli olamaz. Çünkü ne eşleri ne de doğacak çocuğu koruyan bir imkan tanımamaktadır. Haliyle günümüzde kıyılan resmi nikah hem İslami şekil şartlarını taşıması hem de tarafları koruması açısından tek geçerli evlenme yoludur. Yani resmi nikah aynı zamanda dini nikahın hükümlerini de barındırdığı için akılda bu konuda bir soru işareti kalmamalı, ille de dini nikah kıyılmalı diye fetva vererek göz korkutan hocalardan ve akrabalardan derhal uzaklaşılmalıdır.

Emin olun bu yazdıklarım cimrilikten falan değil. Evlenme olayı artık başlı başına bir sektör ve toplumda ne kadar kan emici varsa bundan faydalanmanın peşinde. Sadece esnaflar mı? Hayır tabi… Başlık parası zihniyetiyle kızlarını eşya yerine koyan insanlar da başka isimlerle yine aynı geleneği sürdürmeye çalışarak gelir elde etmenin peşinde. Hem de hiç ihtiyaçları olmadığı halde. Bilin ki tek amaç karşı tarafa istediğini yaptırarak egolarını tatmin etmek.

Özet olarak…

Genel kanının aksine aileler evlenmiyor. İki tarafın da ne dediğinin bir önemi yok. Gelenek, adet falan diyenler kendi keyfini yaptırmak için çabalayacak ve emin olun düğünden iki saat sonra her şeyi unutacaklardır. Siz, yani eş adayları, aranızda her şeyi kararlaştırın ve mümkün olduğunca oldu bittiye getirin.
Evliliği ne kadar sadeleştirirseniz o kadar mutlu olacaksınız. Hatta 40 gün 40 gece düğün isteyen aileniz bile her şey çabucak olup bittiğinde mutlu olacaktır.

Not: İçinizde eğer “ayrılırsak” gibi bir düşünce varsa yol yakınken vazgeçin. Çünkü evlilik çok kolay olabildiği gibi çok çok da zor olabiliyor. İki kişi olduğunuz sürece evlilik yürümüyor, tek kişi olmak gerek.