Büyük Azap

Paylaş:

Dünyada Şemsiye’den daha mutsuz bir nesne yoktur herhalde.

Varlık sebebi insanı Gökyüzü’nden korumak, sırtı hep yukarıya dönük.

Bu suçluluk duygusuna, bu vicdan azabına nasıl dayanılabilir?

O insanı korurken; Gökyüzü savunmasız ve çaresiz.

Öyle ya, kim deldi ozon tabakasını?

Peki, siz hiç yağmur tarafından orta yerinden delinmiş bir insan gördünüz mü?

Gökyüzü de, Şemsiye’nin bu durumunu bildiğinden hiç söylenmez ona. Hatta teselli bile eder:

“Sen görevini yap” der, “Üzme kendini. Benim çektiğim acıların sebebi sen değilsin sonuçta.”

Gökyüzü böyle dedikçe Şemsiye biraz daha mahcup olur, her zaman bükük olan boynu biraz daha bükülür.

En hassas yerinde açılmış koca deliğin verdiği onulmaz acıya bir de Şemsiye’nin bu önlenemez hüznüne şahit olmak eklenince, Gökyüzü’nün gözyaşları hızlanır; buna karşı mecburi görevine devam etmekte olan Şemsiye’nin de kederi her seferinde bir kat daha artar.

Acıların birbirini beslemesi, Tanrım ne büyük azap!